"Sonra o duygu geçiyor. Çökmüyor; elinden gitmiyor. Yalnızca geçiyor, tıpkı taşradaki ufak bir istasyonda duran, bir süre bekleyen, sonra da gözden kaybolan bir tren gibi."
''Annem de ev işlerine gidiyordu hâlâ. Bazen beni de götürüyordu. Bozulurdu evin hanımı beni görünce. Annem yalvaran gözlerle ona bakardı. O yalvaran gözlerden bir ömür nefret ettim.''